12 x 9 , mixed media on cardboard. April 2011
cobaltika:

# 1198 “Life I’ve Chosen” (by scottbergeyart)

12 x 9 , mixed media on cardboard. April 2011

cobaltika:

# 1198 “Life I’ve Chosen” (by scottbergeyart)

Reblogged from: gacougnol

willy moon - yeah yeah

NME:

This is as baffling as it is banal, veering between a stuttering sample of the joyful honk from the start of ‘Jump Around’ and a Black Eyed Peas-erudite “na na na na” section. Then Wizzle Manizzle declares, “Everybody, don’t you know it’s me now? Who is it? Willy’s back with a brand new beat now”, like some CBeebies-sanctioned MC.

kitty pryde - okay cupid

bu da california’lı bir ergen kız. dudağında prince$$ dövmesi var. müzik güzel, sözler alabildiğine samimi. garibim sikko biralar içiyor, titanik izliyor, seninle evlenecektim falan diyor.

  • &nbps;audio
  • No information specified.
    Hodgy Beats
    No information specified.
    In a Dream
    No information specified.
    Untitled EP
    1,483 Plays
[Flash 9 is required to listen to audio.]

hodgy beats - in a dream

californialı hip hop kollektifi odd future‘dan hodgy beats’in bu albümünü bir süredir dinliyorum. paylaşmamak ayıp kaçacaktı artık. 

  • &nbps;audio
  • No information specified.
    Simian Mobile Disco
    No information specified.
    Interference
    No information specified.
    Unpatterns
    10,275 Plays
[Flash 9 is required to listen to audio.]

simian mobile disco - interference

tüm albümü dinlemece.

büyük yapılar.
calumet412:

Gordon Coster photograph, c.1932, during construction of a huge billboard that once stood at Michigan Ave and Randolph. I’ve referenced this sign before…

büyük yapılar.

calumet412:

Gordon Coster photograph, c.1932, during construction of a huge billboard that once stood at Michigan Ave and Randolph. I’ve referenced this sign before…

Reblogged from: gacougnol
Source: calumet412
yimmyayo:

Werner Knaupp

yimmyayo:

Werner Knaupp

Reblogged from: kovhalsky
Source: yimmyayo
jodaeiye nader az simin
yabancı film oscarı sanırım oscarlar arasında en hakedene verilen ödül. ashgar farhadi‘nin türkçeye bir ayrılık olarak çevrilen filmini izlemeden önce bu ödül için nuri bilge ceylan’ın şansını oldukça yüksek görüyordum ama izleyince anladım ki ödül yine sahibini bulmuş.
hikaye simin adlı kadının iran’dan gitmek istemesini ama kocası nader’in hasta babası yüzünden burda kalmak istemesiyle başlıyor. bunun üzerine simin evi terkediyor ve nader babasına bakacak bir kadın aramaya çalışıyor. gelen kadın tartışmalı bir sebepten çocuğunu düşürüp bunun sorumlusu olarak da nader’i gösterince işler karışıyor.
hikayede her şey var. sınıf çatışması, kadın-erkek çatışması, sistemle insanların ilişkisi. ama hepsine ağır basan bir adalet duygusu var filmde. nader kendini aklamaya çalışırken bir yandan da bunu dürüst bir biçimde yapmak zorundadır zira kızına karşı büyük bir sorumluluk hissetmektedir. yalan söylemeye yeltendiği, hakimi yanıltmaya çalıştığı yerlerde bu sorumluluk duygusu vazgeçmesine sebep olur. filmin beni en duygulandıran sahneleri de oldu bunlar aslında. öte yandan bakıcı kadının kocası, karısının ve ölen çocuğunun hakkını bütün fevriliğine ve cahilliğine rağmen almak istemektedir. eğer bu dünyada adalet varsa yerini bulmalıdır. istediği kan parası değil adalettir. bakıcı kadın ise emin olmadığı bir olaydan ötürü, kocasından habersiz çalışmanın da verdiği korkuyla nader’i suçlar. ama filmin sonunda kurana el basması istenince yapamayacağını belirtir. o kadar da emin değildir çünkü bu sorumluluğu ahirete taşımak istemez. simin ise kızını da düşünerek pazarlık yoluyla bakıcı ve kocasını ve kendi kocasını para ile sorunu çözmeye ikna etmeye çalışır. orta yolcu, zoru görünce kaçan bir karakterdir. adalet duygusu da haliyle ver kurtulcudur.
taş gibi bir filmdi. nasıl hikaye başlar, nasıl ilerler, nasıl çözülürün dersiydi adeta. oyunculuklar şahaneydi. hele ki bakıcı kadının kocasının sinir krizi sahneleri çok etkileyiciydi.
iran adaletini de ayrıca beğendim. oldukça pragmatik :D
bir ayrılık’a aa verip ülkesine gururla gönderiyorum. üstüne de emeği geçenlerin gözlerinden öpüyorum.

jodaeiye nader az simin

yabancı film oscarı sanırım oscarlar arasında en hakedene verilen ödül. ashgar farhadi‘nin türkçeye bir ayrılık olarak çevrilen filmini izlemeden önce bu ödül için nuri bilge ceylan’ın şansını oldukça yüksek görüyordum ama izleyince anladım ki ödül yine sahibini bulmuş.

hikaye simin adlı kadının iran’dan gitmek istemesini ama kocası nader’in hasta babası yüzünden burda kalmak istemesiyle başlıyor. bunun üzerine simin evi terkediyor ve nader babasına bakacak bir kadın aramaya çalışıyor. gelen kadın tartışmalı bir sebepten çocuğunu düşürüp bunun sorumlusu olarak da nader’i gösterince işler karışıyor.

hikayede her şey var. sınıf çatışması, kadın-erkek çatışması, sistemle insanların ilişkisi. ama hepsine ağır basan bir adalet duygusu var filmde. nader kendini aklamaya çalışırken bir yandan da bunu dürüst bir biçimde yapmak zorundadır zira kızına karşı büyük bir sorumluluk hissetmektedir. yalan söylemeye yeltendiği, hakimi yanıltmaya çalıştığı yerlerde bu sorumluluk duygusu vazgeçmesine sebep olur. filmin beni en duygulandıran sahneleri de oldu bunlar aslında. öte yandan bakıcı kadının kocası, karısının ve ölen çocuğunun hakkını bütün fevriliğine ve cahilliğine rağmen almak istemektedir. eğer bu dünyada adalet varsa yerini bulmalıdır. istediği kan parası değil adalettir. bakıcı kadın ise emin olmadığı bir olaydan ötürü, kocasından habersiz çalışmanın da verdiği korkuyla nader’i suçlar. ama filmin sonunda kurana el basması istenince yapamayacağını belirtir. o kadar da emin değildir çünkü bu sorumluluğu ahirete taşımak istemez. simin ise kızını da düşünerek pazarlık yoluyla bakıcı ve kocasını ve kendi kocasını para ile sorunu çözmeye ikna etmeye çalışır. orta yolcu, zoru görünce kaçan bir karakterdir. adalet duygusu da haliyle ver kurtulcudur.

taş gibi bir filmdi. nasıl hikaye başlar, nasıl ilerler, nasıl çözülürün dersiydi adeta. oyunculuklar şahaneydi. hele ki bakıcı kadının kocasının sinir krizi sahneleri çok etkileyiciydi.

iran adaletini de ayrıca beğendim. oldukça pragmatik :D

bir ayrılık’a aa verip ülkesine gururla gönderiyorum. üstüne de emeği geçenlerin gözlerinden öpüyorum.

moneyball
spor filmlerini, özellikle biyografik olanlarını pek severim aslında. garantili senaryoları vardır. karakterlerin çelişkileri alabildiğine gerçektir. sonucunu bile bile izletir kendini film. ama bu filmi hiç beğenmedim, ondandır bu kadar beklettim draft’ta. umarım izlememişsinizdir. izlemeyin. 

moneyball

spor filmlerini, özellikle biyografik olanlarını pek severim aslında. garantili senaryoları vardır. karakterlerin çelişkileri alabildiğine gerçektir. sonucunu bile bile izletir kendini film. ama bu filmi hiç beğenmedim, ondandır bu kadar beklettim draft’ta. umarım izlememişsinizdir. izlemeyin. 

flasd:

Tina Modotti. (Italian, 1896-1942). Telegraph Wires. c. 1925. 

flasd:

Tina Modotti. (Italian, 1896-1942). Telegraph Wires. c. 1925. 

Reblogged from: gacougnol
Source: silezukuk

arca - ass swung low

bilinçaltı hip hop. en korkunç rüyanız gerçek oldu.

      haterius bir gün bir söylevinde genc bir kölenin efendisi için cok calıstıgını, ona gerektigi gibi hizmet ettigini söyler:
-“utanmazlık özgür bir insanda suc, kölede mecburiyet, özgürlügünü kazanmıs kölede hizmettir.”
imparator bu sözü hemen kullanmaya basladı ve bütün saray da onu taklit etti. artık: “bana arkanı verebilir misin?” demiyorlardı, “bana bir hizmet verebilir misin?” diyorlardı.

— albucius - pascal quignard

      korkak, vahsi, güzel konusan, uygar bir insandı. insanların gozlerini elleriyle oymaktan cok hoslanırdı.

— albucius - pascal quignard

black dice - pigs

bu şehirde yalnızca orman kanunu geçerlidir.

  • &nbps;audio
  • No information specified.
    Korallreven
    No information specified.
    Sa Sa Samoa (For Real For Sure For You Version)
    No information specified.
    3,266 Plays
[Flash 9 is required to listen to audio.]

korallreven - sa sa samoa (for real for sure for you version)

durup dururken ellerinizi kaldırıp salınmaya başlayın diye şarkı yapmışlar.